Basın Açıklaması (22.08.2017)

Değerli basın mensupları,

Toplantımıza hoş geldiniz.

ÖSYM 40 yılı aşkın tecrübesiyle soru hazırlamadan başlayarak sonuç ilanına kadar en ince ayrıntısına kadar iş süreçleri tanımlanmış; bilimsellik, tarafsızlık, zamanlılık, şeffaflık ve gizlilik esaslarına göre çalışır. Farklı alanlarda gizlilik ve şeffaflığın birlikte hayata geçirildiği nadir kurumlardandır. Soru havuzuna katkıda bulunanların kimliği, hangi soruların hangi sınavlarda çıkacağı konularında alabildiğince gizlilik içinde çalışan ancak, sınav süreçleri, adayların uyacağı kurallar, her adaya tam ve eşit muamele yapıldığını gösterecek düzenleme ve işlemler bakımından da tümüyle şeffaf bir kurumdur.

Bu yönüyle ülkemizin güven atfedilen kurumları sıralamasında ilk sıralarda yer alır. Peki, “ÖSYM eskiden çok güvenilir bir kurumdu şimdi ise….” ile başlayan yorumlar nereden kaynaklanıyor?

Hepimizin bildiği üzere güven sorunu 2010 KPSS sınavında sınav sorularının dışarı sızması ile başlamıştır. Bu soru hırsızlığı, artık hepimizin çok yakından tanıdığı legal görünümlü illegal bir örgüt olan FETÖ’nün Kuruma sızmasının bir sonucudur. Bu sızma; ülkemizin yargı, istihbarat, emniyet, askeriye, medya, iş dünyası, eğitim ve bürokrasiye çöken bir örgütün uzun yıllar süren sistematik faaliyetlerinin bir sonucudur. Çok önceden başlayan ve kurumları adeta felce uğratan bu sinsi hareket, 15 Temmuzda darbe girişimiyle gerçek yüzünü göstermiş, Cumhurbaşkanımızın liderliği, halkımızın kahramanca direnişi sonucu bertaraf edilebilmiştir.

2010 yılında KPSS skandalı ortaya çıktığında YÖK başkanvekili görevini yürütüyordum. Kopya işlerini organize eden grubun FETÖ olduğunun ipuçlarını taşıyan deliller kendisine sunulan cumhuriyet savcısı şu an FETÖ mensubiyeti nedeniyle meslekten ihraç edilmiştir. Kuzunun kurda emanet edildiği bir süreç yaşanmıştır.

Bu kopya skandalı, yaşadığımız ulusal felaketin ÖSYM’deki izdüşümüydü. Aslında sadece ÖSYM’nin değil, diğer kurumların da bu felaketi yaşamış olduğunu, 15 Temmuz darbe girişimi tümüyle açığa çıkarmıştır.

O günden beri ÖSYM’de FETÖ’cü organize suç örgütünün sistematik saldırısı dışında güven ve itibar kaybına yol açacak kurumsal bir zafiyet olduğunu gözlemlemedim. Bunu, kurumlarımızın hatalarını ortaya koyarken başarılarını görmezlikten gelmememiz gerektiğine işaret etmek için söylüyorum.

Bütün bu saldırılara rağmen ÖSYM kendisini yeniden yapılandırmış, teknolojik altyapı, iş süreçleri ve personel profili bakımından neredeyse tümüyle yenilemiştir.

Yeni iş süreçlerinde temel prensip; kişiye güven yerine, süreçlere güvenin öne çıkarılmasıdır. ÖSYM çalışanlarının “kurumum bana güvenir ama güveni istismar edecek bir iş yaparsam, bildiğim veya bilmediğim denetim süreçleri mutlaka beni deşifre eder” duygusuyla çalışmalarını sağlamaktır. Bunun da büyük oranda başarıldığını düşünüyorum. Oluşturulan bu yeni iş süreçleri, ne FETÖ ne de başka bir suç örgütünün ÖSYM içinde suç işlemesine fırsat vermeyecek biçimde tanımlanmıştır. Geçmişte yapılanların da gerek teknik analiz gerekse adli bilişim yoluyla tüm ayrıntıları ile ortaya çıkarılması için ilgili Cumhuriyet Savcılıklarıyla birlikte gereken tüm çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir.

Bu bağlamda, göreve başladığım 29 Mart 2015’ten sonra birçok işlem yapılmıştır. Bilişim altyapısı tamamen yenilenmiş, şifreleme sistemleri biyometrik hale getirilmiş, sınav koordinatörlerinden soru yazarı ve denetmenlerine kadar katkısı olanlarla ilgili incelemeler yenilenmiş, meslek personeli yenilenmiş ve güçlendirilmiştir.

Kurum içinde FETÖ ile irtibatı olduğu düşünülen personelin tasfiyesi amacıyla da sıkı bir çalışma yürütülmüş, FETÖ ile irtibatlı olduğu değerlendirilen kişilerin Kurumdan uzaklaştırılmasını öngören bir geçici madde, 2016 yılı içinde ÖSYM Kanununa eklenmek üzere, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda kabul edilmiş ve Meclis Genel Kuruluna sevk edilmişti. Meclis tatile girdiği için bu tasarı yasalaşmadan 15 Temmuz kalkışması gerçekleşmiş ve çıkarılan KHK’ların verdiği yetkiye dayanılarak daha önceden tespiti yapılmış 41 personelin derhal Kurumla irtibatı kesildiği için Aralık ayında, ilgili geçici madde yasalaşan sözkonusu tasarıdan Genel Kurul’da çıkarılmıştır.

Bu süreçte aksaklıkların ortaya çıkmaması için özenli bir çalışma yürütülmesine rağmen zaman zaman istenmeyen bazı olaylar da gerçekleşmiştir. Bu olaylardan biri 08.08.2017 tarihinde açıklanan ÖSYS yerleştirme sonuçlarında ortaya çıkmıştır.

Sınavsız geçiş kaldırıldığı için, ÖSYS yerleştirmelerinde 64 ayrı alan ve alt dallarından mezun olan Meslek Lisesi mezunlarına kendi alanlarında önlisans programlarını tercih etmeleri halinde bu yıldan itibaren ek puan verilmektedir (Kılavuz Tablo-6C). Bu nedenle bu durumdaki adaylar için hem ek puanlı hem de sadece sınav puanını içeren ek puansız yerleştirme puanları hesaplanmaktadır. 2017 ÖSYS yerleştirmelerinde tüm meslek lisesi mezunu adayları için bu iki puan hesaplaması yapılmıştır.

08.08.2017 tarihinde açıklanan 2017-ÖSYS yerleştirmelerinde bu 64 alanın 2’sinin yerleştirme işlemlerinde (İmam Hatip Lisesi ve Sağlık Astsubay Hazırlama Okulu mezunları) ‘ek puanlı yerleştirme puanları’ yerine ‘ek puansız yerleştirme puanları’nın kullanıldığı 11.08.2017 tarihinde saat 17:00 civarında Kuruma yapılan itirazların incelenmesi sonucunda tespit edilmiştir.

Aynı gün akşam durum sözlü ve yazılı olarak YÖK’e iletilmiş, güncelleme sonuçlarının elektronik kayıt işlemlerine yansıtılması sağlanmış, 12 Ağustos Cumartesi günü de durumdan etkilenen tüm adayların telefonlarına mesaj gönderilmiş ve tüm adaylar tek tek telefonla aranarak durum anlatılmış ve kendilerinden özür dilenmiştir. Bu durum 12.08.2017 tarihinde saat 11.00’da da ÖSYM’nin resmi internet sayfasından kamuoyuna duyurulmuştur. Durumu ayrıntılı incelemek üzere, bir incelemeci de görevlendirilmiştir. Güncelleme sonucunda:

Tercih yapan 994.766 adaydan 4.237’si bu güncellemeden etkilenmiştir.

Tablo 1. Güncelleme Sonucu Etkilenen Adaylar

Mezun olunan okul Türü

Yerleştiği programı değişen

Daha önce yerleştiği halde güncelleme sonucu yerleşemeyen

Daha önce yerleşmediği halde güncelleme sonucu yerleşen

İMAM HATİP LİSESİ

329

9

1.616

LİSE

511

1.076

3

MESLEK LİSESİ

270

414

9

Genel Toplam

1.110

1.499

1.628

Yerleştirme başvurusu yapan 1.110 adayın ilan edilen yerleştirmesi değişmiştir. Bu adayların mezun oldukları okul türleri ile tercih listelerinde meydana gelen değişiklikler aşağıdaki gibidir.

Tablo 2.Yerleştiği Programı Değişenlerin Yeni Yerleşme Durumları

Okul türü

Aday sayısı

Güncelleme sonrası daha üst tercihine yerleşen

Güncelleme sonrası daha alt tercihine yerleşen

Genel Lise

511

15

496

İmam Hatip Lisesi

329

313

16

Meslek Lisesi

270

19

251

Toplam

1.110

347

763

1.628 aday, ek puanı nedeniyle daha önce bir programa yerleşmemişken yerleşir duruma gelmiştir (1.615 aday İmam Hatip Lisesi, 13 aday Meslek Lisesi mezunudur). Bu adaylardan 1616’sı İlahiyat Önlisans programına, diğer 12 aday farklı önlisans programlarına yerleşmiştir.

Ek puanı dikkate alındığı için yerleşen bu 1.628 aday nedeniyle daha önce bir programa yerleştiği ilan edilen 1.499 aday ise yeni durumda herhangi bir programa puanı yetmediğinden yerleşememiştir. 1.499 adayın daha önce yerleştiği ilan edilen programların 1.470’i Açık Öğretim Fakültesi olup bunların 1.317’si Önlisans İlahiyat, 182’si ise diğer Açıköğretim ve/veya Önlisans programlarıdır.

Tablo 3.Daha Önce Yerleştiği Halde Güncelleme Sonrası Yerleşme Dışı Kalanların, Güncelleme Öncesi Yerleşmiş Oldukları Programlar

Üniversite Adı

Aday Sayısı

Anadolu Üniversitesi (AÖF)

1.312

Atatürk Üniversitesi (AÖF)

158

Diğer

29

TOPLAM

1.499

                                           

Yaptığımız değerlendirmede, hatanın, yerleştirme işlemlerini bu yıl ilk kez yapan görece yeni bir ekip tarafından yapılması ve aynı kişiler üzerindeki yoğun iş yükünden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Benzer hataların ortaya çıkmaması için nelerin yapılabileceği ve ilave hangi tedbirlerin alınabileceği de değerlendirilmiştir.

Ancak, hiçbir özrün hatasız bir işlemin yerine geçmeyeceğinin de farkındayız. Başka ne yapmalıyız? Yapacağımız her şey, bu Kuruma olan güveni pekiştirecek nitelikte olmalıdır.

Yöneticilerin, birlikte çalıştığı mesai arkadaşlarının başarıları ile övündükleri gibi hatalarının sorumluluğunu da üstlenmeleri gerektiğini, kurum yöneticilerinin en önemli görevlerinden birinin, sorumlu oldukları kurumlarının itibarını korumak olduğunu, bu koruma görevinin, bazı durumlarda kurumdan ayrılarak da yerine getirileceğini düşünenlerdenim. Bu düşünce doğrultusunda, ilgili personelin kasıt taşımayan dikkatsizlikleri sonucu ortaya çıkan yerleştirme hatası nedeniyle ÖSYM’nin kurum olarak tartışılmasının önüne geçmek maksadıyla görevden ayrılma talebimi ilgili Makama sunmuş bulunmaktayım. Temennim, bu ayrılışın, benzer durumların ortaya çıkmamasına katkı sağlamasıdır.

Kurumların hata yapmaması esastır, hata yapıldığında da bunu kabullenip hızlıca gereğini yapmaları en doğal beklentidir. Hata yapılıp yapılmadığının tespiti de şeffaflık düzeyi ile yakından ilişkilidir. Her hatanın sonrasında yöneticilere istifa çağrısı yapılmasının, kurumların şeffaflık eğilimini olumlu yönde etkilemeyeceği, bunun da hesap verebilirlik bakımından beklenenin tam tersi sonuçlar verebileceği ihtimalinin yabana atılmaması gerektiği görüşümü, bu vesile ile kamuoyunun takdirine arz etmek isterim.

Bu vesile ile sizlerin huzurunda, bize güvenip bu göreve gelmemiz için Cumhurbaşkanımıza öneren YÖK yönetimine ve uygun görüp atayan Cumhurbaşkanımıza teveccühlerinden dolayı teşekkürlerimi sunarım. Yaklaşık iki buçuk yıl boyunca bize her türlü desteği sağlayan başta YÖK olmak üzere tüm diğer paydaş kurum yöneticilerine; kararlarıyla ÖSYM’ye yön veren değerli yönetim kurulu üyelerimize; gösterdikleri disiplin, gayret ve fedakârlıktan dolayı tüm mesai arkadaşlarıma çok teşekkür ediyor bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.